BULUTTAN GÖZYAŞLARIM!..
Çocukken uyguladığımız en güzel anahtar kelimeleri unutturmuşsun bizlere. Nedensiz yere mutlu olmak, elde etmek istediğimiz şey için sonsuz çabalamak ve çok çabuk unutmak. Bu üç anahtar kural, terk edecek bizi büyüdükçe…
Büyümek zorunda olduğumuz kaçınılmaz bir gerçek. O yolu da seçsek bu yolu da seçsek aynı tabela karşılayacak bizi: “Ben büyüdüm tabelası”!Birinin rengi siyah olacak, diğerinin rengi pembe! Bir tabelanın çevresi kaktüslerle sarılmış olacak, diğerininki mis kokulu güllerle… Bir gerçek daha var ki bu yolu belirleyecek tek unsur biziz. Bu yolda geri dönüş yok.
Zaman gitmeyi biliyor ama dönmeyi bilmiyor. Bu öyle bir yol ki giderken açık adımlar rahat atılır, aralarda ayağımıza taş takılabilir ama durmak imkansızdır. Sonra arkaya baktığımızda az önce geldiğimiz yolun yok olduğunu görürüz… Dönüş yok yani… Sadece yolda edindiğimiz hediyeler kalır yanımıza kar olarak. Güzel hediyeler almışsak pembe, yararsız hediyeler almışsak siyah tabela “Hoş geldin” diyecek.
Ben büyüyeceğim!... Ve ben büyüyünce “Bulut” olacağım. Gökyüzünün sonsuz semalarında gezineceğim. Mavi halılara uzanacağım. Pamuk gibi görüneceğim yukarıya bakanları. Onların resimlerine şiirlerine konu olup ilham vereceğim hepsine…
Bakacağım çevreme, bana ihtiyacı olan var mı?... Unutmayacağım kimseyi. Göreceğim ki toprak çiçeğini büyütemiyor. Üzüleceğim onun çaresizliğine. Ağlayacağım, gözyaşlarım karşılayacak toprağın su ihtiyacını, serpilecek o çiçek. O güzel kokusuyla teşekkür edecek bana. “Tekrar gelirim” dedikten sonra devam edeceğim çevreme bakınmaya…
Sorumsuzluktan ötürü alevler içinde kalan ormanı göreceğim. Ağaçların masum bakışlarını fark edeceğim. Nefes hakları çalınan bebeklerimizi düşüneceğim. Çok ağlayacağım bu duruma, gözyaşlarım söndürecek o yangını. Sesleneceğim ağaçlarımıza “Sahip çıkın ciğerlerimize” diye. Sonra devam edeceğim yolculuğuma.
Bir çiftçiyi göreceğim. Ekinini ekmiş ama biçememiş. Geçmiş tarlasının başına kar kara düşünüyor. Emeklerinin karşılığını alamazsa belki de bu sene çoluk çocuk aç kalacaklar. Onun bu hallerine dayanamayacağım, ağlayacağım. Ağladıkça gözyaşlarım onu güldürecek. O gülsün diye daha da çok ağlayacağım ona da “Afiyetle ye yemeğini” dedikten sonra devam edeceğim bakınmaya.
Savaşan iki ülke göreceğim. Anlam veremeyeceğim bu kan gölüne. Çok sinirleneceğim bu duruma. Şimşek olup kükreyeceğim onlara “Bırakın bu can yakmayı” diye… Yıldırımlar düşüreceğim, çocuklar babasız, eşler ersiz kalmasın diye… Çaresiz bırakacaklar silahları “Bilginizle savaşın” deyip ayrılacağım oradan…
Büyüyünce insanlığa adamak istiyorum kendimi. Bana ihtiyacı olanlara çare olmak istiyorum. Hem mutlu olmak hem de mutlu etmek istiyorum. Nice bulut kardeşlerle buluşmak istiyorum. Zamana meydan okuyup ona yenilmemek istiyorum.
İyilik savaşını galip sürdürürken geleceğe tek bir anahtar cümle bırakmak istiyorum…
Güneş gibi parlamak olsun amacımız…
Ebru Türkaslan
10 TMC
Hacı Sani Konukoğlu Lisesi
YARIŞMADA İKİNCİLİK ÖDÜLÜNE LAYIK GÖRÜLEN GAZİANTEP ANADOLU LİSESİ ONBİRİNCİ SINIF ÖĞRENCİSİ CANSU TÜRKMEN'İN KOMPOZİSYONU
YILLAR SONRA DOĞUMGÜNÜM
Bu sabah nasıl bir hisle uyandığımı anlatmam için kelimeler yetersiz kalıyor. Hayatım boyunca hissetmediğim bir pişmanlıkla uyandım. Sanki yaşamam hataymış gibi.
Bugün 8 Mayıs 2014. Bugün benim doğumgünüm. İnanması güç fakat 23 yaşıma bastım. İnsanlar bugün etrafımda parti yapıp eğlenirken ben her geçen dakika içimin biraz daha boşaldığını, biraz daha yaşlandığımı hissediyorum; fakat hissettiğim duygu sandığımın da ötesinde başka şeyler getiriyor bana. Yaşamın güç olduğu bir dünyada yaşamı daha da zorlaştıran başka bir güç; büyümek..
Üniversiteden mezun olduğumda ne kadar mutlu olduğumu da hatırladım bu sabah. 6 yıl önce, hayal ettiğim gibi yüksek puanla Mimarlık Fakültesi’ne girmiş en yüksek puanla bitirmiştim.2 yıldır çalıştığım şirkette birçok başarı gösterdim. İstediğim eve, arabaya sahip oldum, ancak para herşeyi elime getirmediği gibi bendeki birçok şeyi de benden götürdü. Artık aynaya baktığımda kendimi göremez oldum.
Oysaki ben eskiden yalnız kaldığımda gökyüzünde başkalarının yaşadığını düşünürken, farklı hayaller kurarken hayatım ne kadar güzeldi! Böyle olacağını bilseydim 6 yıl önce öyle mi hayal kurardım? 17 yaşıma başlarken 23 yaşımı böyle mi hayal ederdim acaba? Tabi ki hayır..
Ve eğer bu sabah 6 yıl önceki günlüğümü bulmasaydım şimdi bunu yazıyor olmazdım. Hatta küçükken günlük tutmaktan zevk alan ben gün gelip de yazı yazmaktan bile nefret edeceğimi düşünmezdim. Ama sebebi de belli.. Kelimeler bile artık üstümde etkisini gösteriyor çünkü benim için artık gökyüzünde sadece yıldızlar var.. çünkü artık yazacak bir şeyim yok..
O yüzden son yazdığım günlük benim için çok kıymetli. Belki de hayatım boyunca onu defalarca, defalarca ve defalarca okuyacağım…
“Sevgili Günlük, Yeni hayallerle uyandığım bir günün akşamına bunları yazmak öyle heyecan verici ki.. Sanki ilk kez doğum günüm olmuş sanki ilk kez bir yaş büyümüşüm gibi.. Ama bu seferki yaşım farklı. Artık 18 yaşımdayım. Artık bazı şeylere kendim karar verebileceğim.
ÖSS’ye girecek olmanın verdiği stres her ne kadar umutlarıma gölge düşürse de gelecek için umutluyum. İyi bir üniversiteye gideceğim, çok iyi bir mimar olacağım ve mezun olduğumda prestijli, muhteşem işler beni bekliyor.
Yine birazdan her gece yaptığım gibi balkona çıkıp yıldızlara bakacağım. Ayrıca bu sabah yine kalkıp bulutlara baktım. Kendimden birşeyler kattım onlara ve artık yeni yaşımda da daha çok şeyler katacağımı biliyorum.. “ CansuTürkmen
YARIŞMADA ÜÇÜNCÜLÜK ÖDÜLÜNE LAYIK GÖRÜLEN GTO ANADOLU GÜZEL SANATLAR LİSESİ ONBİRİNCİ SINIF ÖĞRENCİSİ HATİMET MİRAL'IN KOMPOZİSYONU
FİKRİNİ BÜYÜT
Konu büyümek olunca insan, istemeden de olsa durgunlaşıyor sanki. Dikkat ediyorum da çevremdeki insanlar :’’Büyüdük artık, geçmişte kaldı ya da geçti bizden’’ gibi cümleler kullanırken yüzlerindeki o ifade ne kadar da belli; hüzün!
Hiçbir zaman dur diyemeyeceğimiz bir gerçek var tabi; büyümek… Bunu biliyoruz. Düşünüyorum da, acaba gerçekten üzücü, hüzün verici mi büyümek, büyüyor olmak? Neden etrafımızda hep ‘’Hep çocuk kalsaydım, yüzümdeki çocukluğun verdiği saflık maskesi hep dursaydı, her zaman inanarak kalsaydım kurdun karnından büyükannenin çıktığına’’ gibi cümleler duyuyoruz? Bazen biz gençler büyümekten korkuyoruz!’’-Daha ne gördün? Bu hayatın sana göstereceğinin çok azı, alışmak zorunda olduğun çok şey var.’’ Gibi cümleleri hele yakınlarımız kurunca gel de korkma büyümekten! Belki artık:’’Ah çocukluğumda şöyleydi, hiçbir sorunum yoktu, acıyan tek yer düştüğüm zaman kanayan dizlerimdi.’’ Gibi düşünceler yerine; bundan sonra ne yapmalıyız? Önümüzde planlayacağımız koca bir hayat var, bizi neler bekliyor? gibi daha birçok soruların cevabını aramak lazım önce. Şüphesiz ki arıyoruz hepimiz, ama inkar edilemeyecek bir gerçek var ki her düşündüğümüzü yapmıyoruz; yani düşündüğümüz gibi yaşamıyoruz. Vazgeçmek, pes etmek eylemi hayatımızda ne kadar da yoğun! Hele biz gençler pes etmek konusunda öyle ustayız ki, karşımıza çıkan her soruna kaldırdığımız ilk bayrak ‘’PES’’ Ne acı! ta ki zor olanı görene kadar! Zorluk bizi uyumaktan korkutan karabasanımız olmuş hayatımızda!...
Evet zaman görünmez, hain. Sürekli gidiyor ve boş gitmiyor. Bizden her gün bir şeyler götürüyor bildiğiniz gibi. Her gün biraz daha büyüyoruz böylelikle. Bilirsiniz, hep söyleriz –Ne kadar da çabuk geçti zaman-diye. Peki, hiç düşündük mü ne yaptık geçen yaptık geçen zamanda? Bunu bilmeyiz işte, çoğu zaman verecek cevabımız bile yoktur. Ben büyüyünce en çok bunu bilmek istiyorum kendimde.
Hatırladığım, yad etmek istediğim tek şeyin arkadaşlarımla geçirmiş olduğum tadı doyumsuz zamanlar olsun istemiyorum. Büyüdüğüm zaman şuan önümdeki fırsatları değerlendirirken, çektiğim zorluklar karşısında’’Bu duruma gelmek için ne çok çalışmışım meğer.’’demek istiyorum.’’Ah o boş geçirdiğim kıymetli saatlerim!’’demek değil. Oturup masama hangi öğretmenimden, hangi elmas değerinde bilgiler aldığımı anımsamak istiyorum Ve bu bilgileri paylaşmak istiyorum büyüdüğümde. Büyümek deyince büyük olmak istediğim geliyor aklıma…
Ben büyüdüğüm zaman. Ne çok şey bildiğimin değil birçok şeyi bilmediğimin farkında olmak istiyorum. Bildiğim ne varsa paylaşmak ve en yenilerini öğrenmek istiyorum.
Ne mutludur ki önümüzde bizi bekleyen koca bir zaman var; fakat o zamanın bizi içine alıp boş yere sürüklenmesine engel olup, onu nasıl en iyi şekilde değerlendireceğimizi bilmemiz gerek. Ve yine ne mutludur ki; bize bunu ve daha birçok şeyi öğreten öğretmenlere sahibiz. Onlardan yaşamayı ve paylaşmayı en iyi şekilde öğreniyoruz. Ben de büyüyünce öğretmek istiyorum bildiğim her şeyi! Ve fikir olarak büyümek istiyorum. Eminim birçoğumuz isteriz bunu ama bunun için hiçbir çaba sarf etmeyiz belki de. Belki bir kısmımız ‘’ Ben zaten büyüğüm fikir olarak.’’deriz hep! Ama bence fikir olarak asla yeterince büyümez. hani öğrenilecek şeylerin hiç tükenmeyeceği gibi! Madem büyüyoruz ve dur deme şansımız yok o halde fikrimizi de büyütelim. Boyumuz zaten uzar, ellerimiz, ayaklarımız… Yüzümüz zaten değişir. Peki kafamız? Onu değiştirmekte ne kadar ustayız? Madem hedefimiz var, bir gayemiz hayallerimiz var, o zaman sahip olduğumuz tüm düşüncelerimizi gözden geçirip, birçok şeyi değiştirebiliriz; beynimizi bile…
Ben büyümek istiyorum derken; giydiğimiz kıyafetler, aldığımız yeni şeyler ya da sadece sahip olacağımız maddiyat gibi kavramlar gelmemeli akıllara; insan bir bütün olarak büyümeli: fikri ve zikriyle …
Ben büyüdüğümde düşüncelerimin de büyüdüğünü görmek istiyorum, birçok şeye geç kaldığımı düşünerek yakınmayı değil. Siz de öyle değil mi? Hani sürekli yakın çevremizden, akrabalarımızdan hatta anne ve babalarımızdan duyduğumuz keşkeler var ya… Artık onlara boğulmak istemiyorum. Hep keşke olmasın hayatımızda. Büyüyelim büyümek için büyüyelim… Ve büyük kalabilmek için şimdiden kendimizi geliştirmeye başlayalım.
Bir şeyi merak etmekten doğar öğrenmek, öğrenmekten çekmeyelim elimiz.’’Daha iyi olmaya çalışmayan iyi olarak kalamaz ‘’ demiş OLİWER CROMWEL. Ben hep iyi kalmak, büyük olmak istiyorum; ne kadar büyüsem de.
‘’Sana bir şeyi nasıl bilebileceğini öğreteyim mi? demiş Konfüçyüs – Bildiğin zaman bildiğini anla, bilmediğin zaman bilmediğini… Farkında olmaktır işte bu, insanın kendini bilmesidir. Bunu bilmeye başladığımız zaman büyüdüğümüz zaman olacaktır.
‘’Zamanında öğrenemedik işte.’’ diye bir şey yok bence. Hayatın devam ediyorsa, her zaman bir şeyler öğrenme fırsatın var demektir. Ben büyüyünce benzeri cümleler kullanmak istemediğim gibi öğrenme merakımı da dizginlemeyeceğim. Büyümek kafadadır tamimiyle. O halde büyütelim kendimizi, fikirlerimizi ve hedeflerinizi daha da büyütelim. Ben büyüyünce demeyelim, zaten her gün büyüyoruz; her günü başka değerlendirelim o zaman …
Basit bir tercih yapalım; ya iz bırakalım, ya iş … Unutmayalım insanın fikri neyse zikri de olduğu zaman büyümüştür!...
Hatimet MİRAL
GTO Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi
YARIŞMADA MANSİYON ÖDÜLÜNE LAYIK GÖRÜLEN NİZİP TİCARET BORSASI ANADOLU LİSESİ DOKUZUNCU SINIF ÖĞRENCİSİ ABDÜSSELAM BOZTEPELİ'NİN KOMPOZİSYONU
AVUCUMDA UMUDU BÜYÜTMEK
Geleceği hiç düşündünüz mü? Gelecekte nelerin yaşanacağını kaç kişi biliyor? Peki ya hayal nedir? Siz hiç hayal kurara mısınız? Ben korkuyorum. Sanırım biraz karışık duygular içindeyim. Belki şöyle demeliydim: Kapkara gösterilen bir hayat içinde bizler çok korkutuluyoruz ve ben korkuyorum...
Büyüklerimizin ortaya koyduğu tabloya veya çevremizde olup bitenlere bakarsak hani korkulmayacak gibi de değil yani. Zayıf bırakılmış iradelerimizin üstüne ağır yükler vuruluyor. Bir de buna her zaman törpülenmiş, “kursağımızda kaldı” dedirtecek yarım yaşanmış duygular karşımızda bir korkuluk gibi dikilince heveslerimiz birden solgun, hastalıklı çiçeklere dönüyor. Böyle bir manzaradan sonra gözlerimizdeki ışıltı eğer bulanıklaşırsa bu da bize çok görülmemeli sanırım.
Ben gözün alabildiğince uzanan geniş ovalarda ilkbahar yağmurlarında bin bir umutla filiz veren ama kısa bir süre sonra kızgın güneşin bağrında yapayalnız kaderiyle baş başa kalan; önce boynunu yavaşça büken; sonra en taze yaprak uçlarından başlayarak tüm bedeniyle sararıp solan; sonunda da buz gibi akşamüstü rüzgarlarının, yanık başakları savurduğu ve ekinlerin “büyünce” deme ihtimalini dahi kuramadığı; biz çocukların da kalabalıklar içinde yalnızlığın en ıssızını yaşadığı bir coğrafyanın insanıyım… Yani bizim buralarda hayat bana doğanın rengine bürülü. Buğdaylar yanık sarısı, ağaçlar sarı, yüzler sarı ve geleceğin kıyısında ümitler yanık sarı.
Böylesi bir dünyada iyimserliğe yer yokmuş gibi olsa da karanlık gecelerde her şeye rağmen hayaller kurmaya cesaret ederim, kimselere duyurmadan, sessizce. Duyan olursa belki yine korkuturlar diye bir rüyaya gömülmeyi tercih ederim. Bir ses duyarım gecenin meltemiyle: Her şey sende gizli. Sen geleceğe el uzatırsan bil ki gelecek senindir.
Bu söz, bir bilseniz ne müthiş bir güç verir bana. Bu sesten sonra olur ne olursa. Sanki yıldızlar üzerlerindeki tozlarını dökmeye başlar. Tozlar dediysem altın sarısından daha ışıltılı tozlar. Avuçlarım dolar, heybemi ümitle doldururum, sanki dünyanın en zengini ben olurum, birden koca bir ağaca dönerim. Köklerimden ta alnıma kadar bir serin duygu yayılır: “ Sen, vefalı topraklarda boy atmış koca bir çınarın bağrında yükselen taze bir sürgünsün. Sen yılmamalısın, yurdunun ufukları senin kaderinle kederden uzak; muasır, mutlu yarınlara yakın olacak… Unutma ki senden sonrakiler seninle yön bulacak karanlıklarda. Sakın zor sanma. Sadece aslını hatırla.” Bazı zamanlarda sevdiğim bir şairin dizelerini mırıldandığında olur:
“Ben Anadolu’yum,
Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç.
Çoğu kez gölge vermedi.
Okutup büyüttüğüm ağaç.
Ben Anadolu’yum: acılı mahzun
Bende bitmez tükenmez dert kulaç kulaç.”
Beni tarif ettiğini düşündüğüm bu mısralarda şair dertleri kulaç kulaç ölçse de benim bir ahtım vardır, yanık buğday başaklarının yanında direnen kardelen filizlerine ve söylerim dizelerimi koyu gecelerde:
Ruhumu kanatlandırır tarihimdeki binlerce kahraman
Ey sen!... Çocuksun deyip benden eğer ispat istiyorsan
Bil ki daha yaşanmadı gelecek diye korktuğun zaman
Yeter ki şu maziye, şu toprağa, bir tohumdaki güce inan
Ben büyüyünce… Evet ben büyüyünce… İnanıyorum, yurdumda başaklar altın sarısıyla dolacak ve tebessüm eden yüzlerle hayat daha güzel olacak.
Abdüsselam BOZTEPELİ
Nizip Ticaret Borsası Anadolu Lisesi